Psikolog İzzet Kan

Klinik Psikolog-Depam

Öğrenme güçlüğü çeken çocukların genellikle kafası karışıktır. Çünkü ev ve okul yaşantısında tutarsız bir tablo çizer. Karşımızda ailenin zeki olarak gördüğü ve zaman zaman başarılı şeyler yapan, iyi düşünen, ailede  beklentiler oluşturan bir  çocuk vardır. Öğrenme güçlüğü çekmesiyle, yetenekleri ve ortaya çıkan sonuç arasındaki uçurum açığa çıkar.  Bu durum hem ailede hem de çocukta korkunç bir hayal kırıklığına sebebiyet verir.  Aile de  çocukta bu  durumu doğru adlandıramaz, anlayamaz.

Çocuk üzgün bir ruh hali içine girebilir. Evde ve okuldaki günlük yaşantısı engellenebilir.
Ailenin bu konudaki yaklaşımları çok önemli ve kritiktir. Maalesef  gerçekte nasıl bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığını bilmeyen aile veya eğitimciler genelde şöyle yaklaşmaktadırlar:  

“Çocuğum, evladım hadi çalış, ödevini yap, oyalanma…” bu cümle çok sık tekrar edilir. Çocuk bunu duymaz ama, aile ve eğitimci söylemeye devam eder… Ayrıca öğrencinin eksiklikleri nazara verilir…Fazlaca eksiklik ve hatalarıyla yüzleştirme (ödevlerde yanlışlıkların üzerinde durma ve düzeltme, hep yanlışlara odaklanma, hiç doğru yapamama)

Basit hataları yüzünden yüksek sesli ikaz ve azarlama (şuna daha fazla dikkat et, dikkatsiz, anlamıyor musun?)
Olayı duygusal açıklamalara indirme, (niye böyle yapıyorsun beni sevmiyormusun,sevseydin böyle yapmazdın, )
Yanlış teşhisler (şımarıklıktan yapıyorsun,  mahsus yapıyorsun)
Kişişselleştirmeler (çizgi film seyretmeyi biliyorsun, işine geldiğinde anlıyorsun)
Tehdit ve cezalandırma (şunları yapmazsan ....)
Rüşvet (şunları yaparsan alacağız)

Aslında farkında olmadan çocuklardan evvel aile ve eğitimcilerin davranışları değişmeye başlar, yuvarlanan kartopu misalinde  olduğu gibi kar topu yuvarlandıkça kar yığını toplar ve büyür.  Gittikçe davranışlar tırmanmaya başlar.Hatta eğitimciler de bu durumu istemeden daha da tetikleyebilir. Şikayet vari sözcüklerle; sizin çocuk yapamıyor, sınıfta en geride, yeterince çalışmıyor vb.

Bu vb yanlış tutumlar, ailedeki duygusallığın daha da artıp davranışların sertleşmesine sebebiyet verir.
Çocuğun bozuk olan ruh halinin de hesaba katılması genelde zordur.

Çünkü çocuklar yetişkinler gibi duygu ve düşüncelerini ifade edemezler. Zeki ve mantıklıca ifade etme yetenekleri olsa dahi yetişkinlerin karşısında yönlendirme yapma ancak yetişkinin kontrolündedir. Bu yüzden çocuklar kendilerini davranışlarıyla ifade ederler.

Çatışmalara çocukların tepkisi sert olur. Çocuklar ilk önce derslerden soğurlar. Çocuğun aldığı mesaj : ”başarısızsın ne yapsan beceremiyorsun” şeklinde olur.

Kim başarısız olduğu işe devam eder ki ?
Çocuk rahatlamak için zevk aldığı şeyler neler ise, örneğin ; kendini daha fazla oyuna, hayale, bilgisayara, dışa dönük faaliyetlere, hareketliliğe verir.

Aile bunları da bastırırsa,  öfke, hırçınlık, huzursuzluk, dalgınlık, inatçılık, kavgacılık,  derse oturmama, üstünü başını çekiştirme,  tikler, gibi davranış bozuklukları yerleşmeye başlar.

Okul aile ve çocuk ilişkileri gerildikçe davranış bozuklukları artar,sosyal gelişimini olumsuz etkilemeye arkadaşlarıyla uyumsuzluğa kadar götürebilir. Aile ve çocuk iyice köşeye sıkışırsa ciddi duygusal bozukluklara da zemin hazırlar.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 09 Ocak 2010 16:18 )